Pazar, Mart 11, 2012

veda


"friedrich nietzsche, 3 ocak 1889' da torino’da, via carlo alberto’ daki 6 numaralı kapıdan sokağa adımını atar.
belki yürüyüş yapmak, belki de postaneden mektuplarını almaktır amacı. kendisine uzak olmayan ya da fazlasıyla uzakta kalan bir fayton sürücüsü inatçı atına söz dinletemiyordur. faytoncunun tüm baskılarına rağmen, hareket etmeyi reddediyordur at. sonra, ismi muhtemelen giuseppe, carlo, ettore olan faytoncunun sabrı taşar ve kırbacını eline alır.
nietzsche, kalabalığın yanına gelir ve o ana dek öfkeyle köpüren sürücünün acımasız sahnesini sona erdirir. sağlam yapılı ve gür bıyıklı nietzsche, birden faytona atlar ve kollarını atın boynuna dolayıp hıçkırarak ağlamaya başlar. olaya şahit olan diğerleri, nietzsche’yi evine bırakır. iki gün boyunca bir divanda hareketsiz ve sessizce dinlenir nietzsche.
ta ki son sözlerini mırıldanıncaya dek ''mutter, ich bin dumm!'' ( anne, ne aptalım! ) ve yaşamının kalan son on yılını, uysal ve delirmiş bir şekilde annesinin ve kız kardeşlerinin himayesi altında geçirir...

atın akıbeti hakkında ise hiçbir şey bilmiyoruz."

insanca, çok insanca...

Salı, Şubat 28, 2012

ernst, hegel'in hangi felsefesini bize anlatmak istiyor?


fabian ernst 2008'den bu yana ciğerini inönü'de parçalayan bir kişi. iyi kötü 4 sezonu takımda geçirmiş ve kendini kanıtlamıştır. her gelen yeni teknik direktörün önce yüzüne bakmadığı, sonra defalarca yeniden keşfettiği(!) klasik alman futbol ekolünü temsil eden mücadeleci, koşan, basan, arkaya yardım edip, öne topu taşıyan bir futbol hegel'i! hegelci olmasını şöyle açıklamak isterim; hegel felsefede öz farkındalığın ortaya çıkmasını ve ötekinin öneminin altını çizen bir filozoftur!

gs maçının tamamını izleyenler quaresma'nın yaptığı iki asisti değil, kaybettiği, ezdiği onlarca topu hatırlar. ernst maçın sonlarına doğru q7'nin yaptığı top kayıplarından bıkıp orta sahada ferdi tayfur kliplerinden esinlerek iki elini havaya kaldırıp "yeter" diye isyan bayrağını açtığında sezonun özetini yaptı! ileri uçtaki portekizli çetesi topları ezip alman ekolünden gelen (ernst-veli-hilbert) topçuların canını çıkartmakla meşgul oldular. velhasıl artık ernst ötekinin etkisini farkındalığını bir türlü anlamayan görmeyen üç-dört artistik patinaj harekete kanmaması için tüm beşiktaş taraftarına küçük bir uyarı yaptı. necip'e topu ileri vur demekten, simao-quaresma'nın kaptırdığı topları kazanmak için üçüncü ciğerini tıp biliminin araştırmalarına sunan adam artık isyan etti.

futbol, basit bir oyundur. almanlar için daha da basittir. yapmak gereken sadece boşta olan arkadaşınıza pas vermektir. evet, 90'ıncı dakikada q7 yaptığı fantastik-elastik ortayı hugo değerlendirse tadından yenmezdi. ama şöyle düşünmekte lazım. eğer ortayı açan ernst olsaydı hugo'ya düz bir ortayla yine aynı yükseklikte ve şiddette atabilir, sonuç gol olduktan sonra gol sayısı yine hanemize artı bir olarak yazılırdı.

ernst-sivok'u sevmek, q7-sima0-hugo'yu sevmekten daha kıymetli bir davranıştır. sorumluluklarını bilen, ev ödevlerini hep yapan adamlarla, sınıfın karizmatik çocuklarının yaptığı gürültü içerisinde, bu çalışkan adamların başarıları göz ardı edilmemelidir. beşiktaşlı duruşu budur.

Cumartesi, Aralık 31, 2011

alıntı



aman kendini asmış yüz kiloluk zenci
üstelik gece inmiş ses gelmiyor kümesten
ben olsam utanırım, bu nasıl öğrenci
hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

iyi nişan alırdı kendini vuran zenci
bira içmez ağlardı babası değirmenci
sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.


"konuşma"
ülkü tamer

Cuma, Aralık 30, 2011

sokağın biraz aşağısı


"eğer yeniden doğsaydım, tamamen farklı biri olmak isterdim. norveçli olmak hoşuma giderdi sanırım. ya da belki de bir iranlı. uruguaylı değil, asla- bu, aynı sokağın biraz daha aşağısına taşınmaktan farksız olurdu."

luis borges


Pazartesi, Aralık 26, 2011

ron artest artık yok!



lakers'ın arıza oyuncusu ron artest yok artık. adını değiştirdi ve o artık metta world peace... şaka gibi!