Çarşamba, Eylül 21, 2011

bazı sıkıcı filmlere neden altın palmiye verilir?!


sinema, hayatın içinden kesitler sunan bir şölen. bu şölen, kimi zaman boş sinema salonlarında, kimi zaman büyük festivallerde yer bulur. bu güzel festivallerin başında cannes geldiği bir gerçek.

dün izlediğim sınıf (entre les murs) bu tanım ve kalıp içerisinde olan bir film. filmi çok geç izledim. 2008 yılında cannes'da altın palmiye aldığında 'fransa'da olduğu için yarışma bu vasat filmle ödül alır'cılarla, 'fransa'nın sosyolojik yapısını güzel anlatılıyor'cular kavgaya tutuşmuştu.
jüri başkanı sean penn olduğu bir dönemde böyle bir filme ödül verilmesi kimi eleştirmenleri memnun ederken, kimi eleştirmenleri 'benim yalnız ve güzel ülkeme' atıflarda bulundu.

film olayların yavan geliştiği, aslında bir sene boyunca bir sınıfta olan olaylar ve farklı uyruklu öğrencilerle uğraşan bir fransızca öğretmeninin hikayesini anlatıyor. afrika kökenli öğrencilerin kendi aralarındaki sorunlar, banliyölerde yaşayan genç kızlar, uzak doğulu öğrenci ve tabii bir türk öğrenci ile zengin bir etnik unsur kullanılmış. filmin içerisine bu ince ince işlenmiş. mesela türk ailesi oğlunun daha iyi eğitim alması için uğraş verdiğini belli bir sahnede açık açık görüyoruz. mesela faslı öğrenci ile malili öğrenci arasında afrika mevzu olunca bölünmeyi. işin aslı
futbol, cinsellik, din hakkında konuşmalar aralarda verilen ince burjuvazi eleştirisiyle film akıp gidiyor. filmde sizi şaşırtacak derecede hiçbir şey olmaması, belki de türk sinema severler haylaz sınıf sıfatını 'hababam sınıfı'ndan başkasına yakıştıramadığı için film yavan kalıyordur.

filmde en çok ilgi çeken şeyse öğretmenlerin, öğrencilerle ilişkisi. yaramaz sınıftan illallah eden öğretmenler, öğretmenler odasında kısa kısa dertlerini anlatıyorlar. tam konu hakkında bir sonuca varamadan kendi sorunlarına hemen geri dönüp, öğrencilerle ilgili problemleri bir kenara atıyorlar. uzak doğulu bir öğrencinin ailesi göçmenlik bürosu tarafından tutuklandığında avukat tutalım mı tartışmalarını, bir anda bir öğretmenin hamilelik kutlamasına dönüşüyor. ya da öğrencilerin ceza sistemini tartışırlarken, birden daha önemli bir konu olarak kahve makinesi hakkında tartışıyorlar. 40 cent olan kahvenin 50 cent'e çıkarılmasına öğretmenler isyan edip, kahve makinesi alıp-almama kararını tartışıyorlar.

daha dün filmi izledikten sonra, bugün çağlayan adalet sarayı'nda çıkan protesto gösterisini ntv'de gördüm. avukatlar, kaldırılan damacana ve sıcak su makineleri için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını söylüyorlardı.

film, altın palmiye alacak kadar "şahane" bulmuyordum... ntv'yi açana kadar!

bu arada son not: film d&r'da 2.5 tl!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder