Salı, Nisan 05, 2011

elma felsefesi

bir elmanın içinde kurt var. ve ben bu elmayı seçiyorum. önce gözlerimle. sonra ellerimle. torbanın içerisine rastgele koyuyorum. genç elmaların, bu içi kurtlu elmaya yer verdiklerini hissediyorum. bir iki yeşil ham elma uyuyor taklidi yapıyor. biliyorum ama aralarında elmalık ölmedi diyenlerde var. ufak bir sıra bekliyor beni. elmalar ve ben ödeme kuyruğuna giriyoruz. sıra bana gelince elmalar bilgisayarlı kasanın önünde "dıt" sesi çıkartıyorlar. cebimden ismini burada vermek istemediğim bir bankanın kredi kartını çıkartıyorum. saçları eskimiş kitap yaprağı sarısına benzeyen hoş kasiyer "şifre lütfen" diyor. çok şükür kartım çekiyor. çekmediği zamanlar, çektiği zamanlardan daha fazla olduğunu biliyorum. şansım yaver gidiyor.

ufak bir dolmuş macerasıyla eve ulaşıyorum. kurtlu elmanın diplerde uyukladığını hissediyorum. mutfak tezgahının üzerine elmaları koyuyorum. sonra tek tek alıp, yıkıyorum. kurtlu olan elma, kıpkırmızı, güzel görünüyor. yemek için sabırsızlanıyorum. çekmeceden bıçak almayı planlarken, bu elmayı ısırarak yemenin daha güzel olacağını düşünüyorum. sonra ağzıma doğru götürüyorum. kütür kütür koca bir ısırık. o an lavaboya tüküyorum. "peh kurtluymuş ...mnaa koyyim" diyorum. atıyorum çöpe.

çıkarılacak ders şu; insan bazen bile bile hata yapabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder