Perşembe, Şubat 17, 2011

aşk üzerine deneme! siz denemeyin!

aşk, bazen iki kilometre arası düz koşu yapmak gibi birşeydi. koşup, terlersiniz, nefes nefese kalırsınız, yorulursunuz. üstüne içilen soğuk su, ilkokul klişesidir: hasta olursunuz...

ilk gördüğümde adını fosforlu kalemle çizdim. olacak, olmayacak gibi hem bir yandan papatya falı vari düşüncelerim olmuştu. papatya falı o günden beri çok sheakspearvari bir şey olarak aklımda yer etmişti. ilişkimiz üçüncü boyutunu ise düzenli olarak bakkaldan alınan muratti paketleri oluşturuyordu. içim yanıyordu. bir reklamda görmüştüm gazoz içen bir futbolcu söndür ateşini diye slogan çektiği an, bu an olmalıydı! overlok çekilir diye mahallede gezen bir minibüs, okul servisi, televizyondan kadın hayatlarına müdahale eden esra ceyhan. aslında hayat bu görüntülerden ibaretti. ama hayatınıza bir kız girdiğinde, herşey değişecek ve daha güzel olacak sanırsınız!

flashback-fragman-spoiler vijjjjuuuut!!


okul arkadaşlarınızdan uzaklaşırsınız. teneffüs zili ile beraber görmek amacıyla koridorlarda ses çıkarırsınız. futbol muhabbetinden geri kalırsınız, takımdan ayrı düz koşulara bu şekilde başlamış olursunuz. boş kağıt vermek artık sizin için bir ayıp olmuştur. ders çalışıp "lan bari iki alayım!" gibi çalışkan, inekvari çabalama içerisine girersiniz. bu duruma en çok anneniz sevinir. it-kopuk oğlan tayfasından çıkıp, kızlı erkekli gruplar arasına girerek bu sosyal davranışız annenizi sosyal anlamda, derslerinizin düzelmesiyle, başarı anlamında bir mutluluk oluşturursunuz. babanız bu durum hakkında kararsız kalır. kız arkadaşınızın olması bir anlamda ataerkil toplumda mutluluk yaratacak, diğer yanda ise aile bütçesine ek bir külfet olacaktır!

"sanmak" insanoğlunu hataya sürükleyen bir sözcük.

günler, haftaları, haftalar ise ayları peşisıra kovalayacak ve sonra:

6 ay sonra...

kızdan soğumalarınız başlayacak, "etek giyme lan" tribine yakalanıp, kızdan farklı bir kroşe yeme olasılığınız "beni taşıyamıyorsunlarla... bla bla bla" ile başlayacaktır. artık dersleriniz daha kötü, arkadaşlarınıza daha agresif, kızlarla daha çok cilveleşen bir mod içerisine gireceksiniz. anneniz new york borsasında değerlenen kağıdını zamanında bozdurmayan bir yatırımcı gibi mutsuz, babanız sizi akşamları yolda, barda, parkta arayan bir dedektif olmuştur.

olgunlaşmak...

yıllar sonra bu hissi 7-8 defa tatıktan sonra en verimli çağına gelen futbolcular gibi kendinizi bir anadolu kulübünde bulursunuz. gençken "of almanlar, vay ben heidi klum gibi kız arkadaşım.." gibi yalanlı yıllar sona ermiş. avrupa macerası başlamadan bitmiştir! anadolunun herhangi bir yöresinden bir kızla evlenmeye karar verirsiniz. kararınızı muhtemelen aile onaylamaz. bir parantez, onaylarsa evlilik olmaz! aileler kavga eder. sonra elti, görümce, enişte gibi terimlerle tanışıp hayatınıza devam edersiniz. düğünde atkı atılır, anonslar yapılır. herşey örtbas edilir.

aşk hayatınız bu şekilde ve fonksiyonlarla gelişip düzenlenir!

itirazın mı var koçum?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder