Cuma, Ocak 28, 2011

erkekçe hikayeler


askerden döndükten sonra kitapçıda, elime "erken kaybedenler"i aldım. baktım. fiyatı normal. alayım dedim. babamda dikkatle baktı kitaba. ödeme işlemlerini ablamla beraber yaparken babam tereddüt etti. "acaba güzel mi?" dedi bana. bende hiç emrah serbes okumamıştım fakat afili filintalardan olduğu için kendisine kefil oldum. annem aslında "tanımadığın kişilere kefil olma" der. çünkü bu yüzden babam çok çekmiş zamanında. babam ama riski sevdiği için bu cümlemden rahatsız olmadı.
kitabı aldıktan sonra eve geldik. kitabı odama koydum. babam "getir şunu bir bakayım" dedi. enterasan yoksa babamda azılı bir filintalar takipçiside benim mi haberim yok diye düşünmedim değil. kitabı babam okurken annem yaptığı imam bayıldıyı masadaki tabaklara servis ediyordu. bir imam olmasamda bende bu yemeğe bayılırım. babam yemeği değil okumayı tercih ediyordu. bu işte bir aksilik vardı. annem "yemek soğuyacak gel otur" dedi. zeytinyağlı yemekler aslında soğuk yenir fakat bende anneme destek olup babamı masaya davet ettim. oturdu. derin bir nefes. "kitap çok güzelmiş" dedi. erkek çocuk hikayeleri anlatan bir kitap babamın beğenisini fazlasıyla kazanmıştı.
akşam odama geçerken kitabı elime aldım. bırakılacak gibi değil. hak verdim babama. belki bir saat daha geç yemek yeyip iki öykü daha bitirmek daha güzel olabilirdi. çocukluk aşkları, mahalle arası oynan futbol, küçükken aşık olunan mahalle ablaları, okul tatilleri, ödevler... hepsi bu kitapta okuyunca özlüyor insan o günleri. halbuki o yaşta olan bir çocuk o yaşlarından şu anda nefret ediyordur. büyüyüp evden kurtulma planları içerisindedir. emrah serbes yazdıklarıyla erkek çocuklarının o büyülü dünyasına saygı duruşunda bulunmuş. ilk defa bir saygı duruşu sıkıcı ve monoton değil, gülmekten gözlerimin dolduğu anlar bile oldu.

erken kaybeden tüm erkek çocuklarına...

birde alıntı vereyim nasıl birşey olduğuna dair:
anne: -bütün gün top peşinde miydin gene?

çocuk: - hayır anne, kaleciyim ben. top peşinde olmadım hiçbir zaman, hep topun karşısında oldum. bu gerçeği kabul et artık!

son parantez olarak "cahide" benim favori öyküm!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder