Cuma, Ocak 28, 2011

bazı manzaralar bazı parçaları


kastmonu'da acemi birliğindeyken çarşı iznimi bir arkadaşımla beraber neredeyse tüm gün bir kitapçıda geçirirdik. kitaplar alır, akşamları ranzamıza sığınır okumaya başlardık. elimizden geldiğince çok okumaya çalışıyorduk. hatta eğitim aralarında kimi zaman kitaplarımızı hucüm yeleğinin arkasına koyup 15-20 dakikalık aralarda hemen kitap okurduk. artık van'a gitmemize sayılı günler vardı ve biz son kez çarşıya çıkıyorduk.

çarşıdan kendime orhan pamuk'un yeni kitabı manzaradan parçalar kitabını aldım. duru ve eşsiz yazılarıyla kendime bir dünya kurdum. edebiyatçı olma isteğim hep böyle adamları okurken azar. kıskançlık dolu, nefret dolu, bir o kadar da büyük beğeni ile okurum pamuk'u. istanbul'u anlatırken, futbol konuşurken, babası ile hatıralarını paylaşırken pamuk'u kıskanmamak elde değil. siyasi ve dünya görüşümüz ne kadar farklı olursa olsun, kabul edelim orhan pamuk bu topraklarda yaşayan ve renk veren bir entellektüel yazar.

özellikle babasının ölümünü bir taksiciye anlatırken sanki takside bende varmışcasına etkilendim. babasının cenazesini, babasının bavulundan daha anlamlı ve güzel anlatmıştı. ve yanılmıyorsam o anısını şöyle bitiriyordu: "tüm erkekler, babasının ölümünden sonra yaşlanmaya başlar."

romanlarını yazarken tuttuğu anılarda ise en ilginci "kar" günleri. kars halkının öfkesi kendisine hala sürmekte. bunu beni askerdeyken ziyarete gelen bir abim anlattı. kendisi de az çok kars halkının kendinden pek hoşlanmadığını kitapta belirtmiş zaten.

en güzel sayfalardan biride "benim adım kırmızı" romanında karakterlerini yaşattığı evin korkisi. gerçekten çok ince düşündüğünü bu kitapta gözler önüne seriyor.

orhan pamuk özellikle frankfurt kitap fuarı açılışında yaptığı konuşma ile sinirlerimi alt üst etmişti. nobelli bir yazar birçok özgürlüğün bulunmadığı bir ülkeyi "youtube" ile dünyaya şikayet ederken "zamane yazar" etiketini üzerine yapıştırmıştı. hala o konu hakkında kendisine kızgınlığım vardır. yani birşeylerden rahatsız olduğu kesin fakat bunun en ucuzu "youtube"a sataşmak. sadece özgürlük sıkıntısını belirtip, kimsenin şimşeklerini üzerine çekmeden, birşeyleri başarmak istiyor imajını gözümde canlandırdı. bu konuda ne kadar doğru düşünüp düşünmediğimi bilemiyorum.

herşeye rağmen eleştirirken, kıskanırken, nefretle karışık orhan pamuk sevmek benimkisi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder