Cuma, Temmuz 09, 2010

sümük

yaz gelince biter sanmıştım sümüklerim. saman nezlesi dedi doktor, klima seni hasta eder dedi. dedim ömrüm ne kadar doktor? doktor, namazlı-abdestli çıktı. "nerden bileyim, Allah bilir evlat" dedi. doktordan çıkınca sigara yaktım. eve doğru ilerledim. yazın o esen sıcak rüzgar sümüğüme değiyordu. ne zaman cebimde peçetem olmasa bu gelirdi başıma. koluma sildim. içimden dedim ki "şuradan bir peçete alayım. yoksa binerim otobüse, pencere kenarına otururum. dayarım başımı pencereye, altın gününden gelen teyzelere yer vermemek için ortaokulda öğrendiğim ve okuldan bu yana kullandığım tek bilgi, sonra akar akar..." olmaz dedim. girdim bakkala. o anda dünya kupası maçı. iddaa oynamışız. şerefsiz bakkal karşı takım gol kaçırınca "tüh be" dedi. bir oh çektim. sümüğüm yetmezmiş gibi birde soğuk ter boşandı. temmuz sıcağında. tüm sinirimle çıktım. elimde kağıt mendil. herkes bir marka ismiyle anar ama aslında gerçek adı kağıt mendildir. hassasiyetim burnumdan bile belli olabilirdi.


neyse her yaz geldiğinde içimde olan sese derim ki; "işin ne lan senin burada, gitsene izlanda'ya,filandiya'ya filan. soğuk soğuk oturursun! hem orda burnun aksa "-aaa nezle mi oldun gel bi sıcak çay iç" derler."

peçeteyi aldım. peçeteyi aldığım bakkal akşam eve giderken yanında olan manavdan erik almış. manavda gitmiş, hamburgerciden yarım ekmek köfte almış. yani bir nevi ekonomiye can vermişim haberim yok. akşam çıkan tv'deki reklamdan aklıma geldi.

aradan yıllar geçince yine temmuz gelecek, ben hiç gitmediğim doktorla olan anımı anlatacam, gerçek olan sümüğüm akacak, dünya kupasında yeni bir serüven olacak, kim bilir belki helsinki'den belki istanbul'dan yazacam.

bi sigara içim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder