Salı, Haziran 08, 2010

ismail kılıçarslan'ı neden sevdik? vol.2 veya (bir istifa yazısı nasıl olmalı?)

ARTIK İSLAMCI DEĞİLİM?

Son zamanlarda niyeyse "sınıflandırmadan konumlandıramayan" bir gazeteciler sultasının idaresi altında yaşıyoruz gibi geliyor bana. Zihnimizi sınıflandırarak kontrol altına almaya çalışan ve bizi pek yakında sosyolojiden edecek bu yarım sosyologcuklar / tosuncuklar özellikle "öteki mahalle"den insan tiplerini sınıflandırmaya bayılıyorlar.

Bunu sadece kartel medyasının kendini çok halt bilir zanneden tosuncukları yapsa çok gam yemeyeceğim. "İslamcı sosyeteler", "dindar burjuvalar", "muhafazakâr dansözler" falan gibi başlıklar atmaya, bu başlıkların içini ipe sapa gelmez yavelerle doldurmaya bayılıyor zira kartel medyası. Ve fakat, bu sınıflandırma hastalığı anlaşılan "yandaş medya"ya da yansımış durumda. Onlar da "kategorik düşünme" lüksüne kaptırmış durumdalar kendilerini.

Bu durumun son örneğinin iznim ve onayım olmadan mağduruyum. Bundan bir kaç hafta önce dükkanda aylaklık ederken telefonum çaldı. Zaman Gazetesinin adını şimdi hatırlayamadığım acar muhabiri bir ablamız "bizim mahallenin aykırı isimleri hakkında" bir dosya hazırladığını, benden de görüş istediğini anlattı. Ben de "aykırı maykırı" olmadığımı, zihnini bağımsızlaştırmaya çalışan bir aciz kul olduğumu anlatıp bu konuda görüş veremeyeceğimi beyan ettim. Heyhat. Telefonda söylediklerimden oluşturulan bir metin Zaman Gazetesinin ilgili dosyasında yer aldı.

İyi de, ben sorulan bu soruya inanmıyorum, bu kategorik zihinle ilgili sorunlarım var, genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı "Türkiye'de kültür-sanat işini solcular biliyor" dediğinden bu yana Zaman Gazetesinden hoşlaşmıyorum, kendine "aykırı İslamcı genç" pozu veren ya da bu pozu reddeden insanlarla ismimin bir arada anılmasını istemiyorum. Dahası "beyanat verir misiniz" diyen herkese "elbette" cevabını veren bir adam zannedilmek istemiyorum. Peki kime, nasıl anlatacağım tüm bu dertlerimi?

Haydi hepsini geçtim. "Aykırı" tanımını üstüme aldım diyelim. İyi de birader, ben artık "bizim mahalle"den hissetmiyorum kendimi. "İslamcılık" pozisyonunu reddediyorum. "Dindarlık, İslamcılar eliyle tasfiye ediliyor" diyen Müfit Yüksel'in yanında saf tutuyorum falan. Bunu kime nasıl anlatacağım? Neyse...

Haa. Unutmadan. Şimdi "bizim mahalleden" değilim dedim ya. Dedikoduyu meslek haline getiren ve düne kadar bendenize "İslamcı geçinen", "İslamcılıktan geçinen" gibi yaftalar yapıştırmaya bayılan isimsiz yarım danteller "Ahmet Hakan olmaya çalışıyor" yaftasını çıkarabilirler ceplerinden.

Mahalleniz de sizin olsun, İslamcılığınız, dergileriniz, sözlükleriniz, siteleriniz, sürekli "alternatifini yapalım lan" diyen zihniniz falan da. Ben namaza başladım yeniden. İslamcılıktan daha önemli işlerim var. Yasin ezberlemeye çabalıyorum.

İSMAİL KILIÇARSLAN - GERÇEK HAYAT

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder