Cuma, Şubat 19, 2010

hayat eski arabalar için kısadır


dün if film festivali'nde izlandalı yönetmen dagur kari'nin son filmini izledim. filmin biletleri bir süpriz sonucu serdar ortaç kıvamında karpostalla öğrenmiştim. filmin ilginç olabileceğini orada anladım galiba.

anti-feminist bir film ilk başta onu söylemekte yarar. "huysuz virjin" kıvamında daha önce "agamemnon" rolüyle karşımıza çıkan çatlak ihtiyar jacques. ve sokaklarda yatıp kalkan "ilyas salman" masumluğunu kulak memesi kıvamında tutan "little miss sunshine" filminin feylosofu lucas. ördek, terzi, çinli hemşire, barda oturan tutnamayanlar, bir polis köpeğinden daha fazlası olduğunu bu filmde anladığım alman kurdu, berber, terzinin güzel eşi Sarah... bu film bir kitap gibi geldi, güldürdü, güzel cümleler kurdu karakterler, karakterlerin kurgusallıkla-realite arasında yaptığı gel gitler. işte bir kara mizah kitabı okurkek, koyarsın cd çalarına bir slowblow albümü, uzat ayakları izlanda, danimarka ve şimdi sıra sende amerika.

filmde fatih akın filmleriyle bir alaka kurdum. 1 gegen die wand. 2- soul kitchen.
hastanede kesişen hayatlar, ve bunun yanında bir ev haline bürünen bar anlatmıyla ben bu kıvılcımları hissettim. ama bu kadar tatlı diyalogları duyduğum başka bir film daha hatırlamıyorum.

bu izlandalılar güldürürken iyi laf geçiriyormuş onu da öğrendim. kadınlar hakkında, insanlık halleri hakkında, aşk hakkında, ömür hakkında, çok önemli ve çok komik diyaloglar var. selam sana neo noi!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder