Cumartesi, Ocak 23, 2010

modern hikayeler


bir kadın, yaşlı kaynanasının evinden kaçar. yaşlı kadının aklında yüzlerce tilkiler dolaşır. yüz tilkinin renkleri, cinsleri, tüylerinin uzunluğu birbirinden farklıdır. ama tilkidir en nihayetinde. genç kadının şehirde sığınacağı kimseler kalmamıştır. uzun bir yol yolculuğu yaptıktan sonra, bir ormana ulaşır. binlerce ağaç. meşe, çam, söğüt. yerler karla kaplı, futbol oynamaya müsait değil. sadece çamların yaprakları dökülmemiş. bembeyaz. ilerler derinliklerine ormanın. veya ormanın derinliklerine ilerler. ilerlemek, insanlığın tek düşüdür. ileride olanı yakalamak. görmek. burnunu her boka sokmak. kaos başlasın!

yedi farklı oduncu gömlekli ormancının hikayesidir bu. kırmızı giyen, yeşil giyenden daha iri. sarı giyen ise bu ikisinden daha yakışıklı. mavi giyen uyuşuk ve tembel. kahverengi giyen sinüzit. turuncu giyen ruh hastası. pembe giyen eşcinsel. bu altısının arasında mutlu. tıpkı kurdun, altı kuzuyla yaşaması gibi. ormanda çam ağacı kesip, kağıtçılık yapan firmalara satıyorlar. hayatlarını idame ettiriyorlar. kadına altısı aç, susuz! "susunuz" diyor iri cüsseli kırmızı ufak boylu ormancı. bir ses, bir koku. "üskind derdi de inanmazdım diyor" yeşil giyen ormancı. devam ediyor "bu koku bizden değil, bizim gibi değil!" pembe giyen seviniyor fark edildiği için. gömleğini kokluyor "bu mu kokuyor acaba?" diye ellerini uzatıyor, yanında ki maviliye. yeşilden bir tövbe sesi yükseliyor. mavi "yok bu değil" diyor. hışırtı, tıkırtı, hırıltı. bir kadın donmak üzere karların üzerinde. tutup götürüyorlar eve!

yeşil namaz kılıyor. kırmızı manifesto okuyor. mavi uyuyor. kahverengi, hasta. pembe, kadının saçlarını okşayıp kokluyor. sarı soyunmakta.

çığlık, kıyamet, acı, çıplak bir ağlama sesi duyuluyor. bakıyorlar ki. sarı, çıplak pembe, sarının vucdüna dokunuyor, kadın çıplak ve gözü yaşlı. birden kapı çalıyor. yeşil koşuyor. bir yaşlı kadın. üzerinde siyah bir palto, başında gri bir eşarp. soğuk kahve ikram ediyorlar. kahverengi olayı anlatıyor. kırmızı sinirden gömleği ile aynı renkte. mavi, uyanmıyor bile. yaşlı kadın cebinden bir çakı çıkarıyor. kesiyor kızın saçlarını. her kesişinde "kahpe" diyor! saçları pembe alıp kendi saçlarına bir iple tuturuyor. sarı "yedi erkeğiz, cüceyiz ama şehvetimiz bir devin ki kadar büyük." yaşlı kadın o an anlıyor. bu garip adamların sorunu gömlek renkleri değil tamamen cüce olmaları.

genç kadın ağlıyor. bu altı cüce genç kadını öldürüp gömme planı yapıyorlar. yaşlı kadın, televizyon ekranında görünen futbol kanalını değiştirip, bir kadın programını arıyor. çığırtkan, ağlamaklı sesiyle ağıt yakıyor canlı yayın maymununa "kızım kaçtı evden, nerde öldü mü kaldı mı?". ismini vermek istemeyen kadın, ismini söylemek istemeyen kızına dönüp "bedavaya verdin gördün mü? beni dinlesen cebinde yüz doların olurdu!" diyor. yeşil, kırmızı, turuncu, sarı, kahverengi, mavi giyinen cüceler af diliyorlar tanrıdan.pembe giyinen, yaşlı kadınla ilerliyor! genç kız gökten düşen üç elma ile karnını doyuruyor! elmalar zehirli... zehirli elmalar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder