Çarşamba, Ocak 13, 2010

kış mevsimi


yağmur yağınca bir şarkı söyle desem, büyük bir ihtimalle başlayacaksın; "bu sabah yağmur var istanbul'daaa...". dakikalarca ve hatta gün boyu takılacak bu şarkı, kadife sesine. burnun tıkalı, elinde parçalanmaya hazır bir peçete, eczaneden alınmış en ithal pastil ve üzerimize dumanı sinen kestaneler... hepsi bir kışı seninle geçirebilmek adına güzel!

sıcak bir kahvenin yanına açacağın en güzel çikolata, benim ellerimde sigara tablası (hatta paris hatırası), ve yaz için yapılan tatil planları ve diyet listesi. ve en çok ağustos'ta ter kokar bu ev, oda ve hatta terlikler.

bir bavula ne yağmur sığar, ne koca bir hayat, ne de güzel bir anı. koca bir bavul, küçük bir ayrılığın başlangıcı, kullanım süresi belli olmayan. yağmur, gri zenci günlerde yağar en çok. güneşi kimse beklemez. bak mavili kadın, yağmurdan kaçmakta. bakkalın önünde biriken çamurlu su, ve ıslak sokak köpeği. yağmur yağınca şehre, yıldırım düşer. insan o dehşet ışığını görse bile ses gelince fark eder felaketini...

inatla esmer kalıyor gün ışığı, bir kış gününe bağırdıktan sonra...