Perşembe, Ocak 14, 2010

i'm not man, i'm eric cantona...







dün looking for eric'i izledim. aslında festivalde izlemeyi planlamıştım fakat aksilikler yüzünden kaçırmıştım. şimdi futbol aşığı olan insan cantona'yı görünce zaten hemen koşmak, izlemek istiyor filmi. filmde cantona futbol açısından değil bir hayal ürünü olarak karşımıza çıkıyor. tam bir "looser" olan postacı eric, tam bir cantona hayranı. en son mutlu olduğu zaman olarak cantona'nın united'da oynadığı seneler olarak görüyor. arkadaşları postacı eric ile beraber bir terapi yapıyorlar ve gözlerini kapatıp herkes kendi kahramanıyla özdeşleşmesini istiyorlar. eric tabii ki "eric cantona" diyor. postacı eric bir gün oğlunun odasından ot çalıp, kendi odasında içerken karşısında eric cantona'yı görüyor. cantona'ya inanması için fransızca birşeyler söyle diyor. "je m'apple eric cantona"...
artık her esrar içtiğinde odasında eric cantona'yı görüyor. fakat şizofrenik filmlerde halüsinasyon kahramanları genellikle önce mutlu edip sonra kişiyi huzursuz ederken, eric cantona gibi kahramanınız varsa sizi önce huzursuz edip, sonra verdiği tüyolarla hayatınızı düzene sokar. cantona felsefi açılımlarla filme renk veren bir kahraman. "operation cantona" için izlenir bu film.
film bittikten sonra iki dakika dakika bekleyin, çünkü cantona'nın süper bir basın bülteni demecini izleyeceksiniz. ve şimdi cantona için:

had a friend, we have in jesus
he's our saviour from afar
what a friend we have in jesus
and his name is cantona

ooh, aah cantona
ooh, aah cantona
ooh, aah, ooh, ah, ooh, ah
ooh, aah cantona

not: filme ot muhabbetini biraz fazla övüyor gibi... daha geçenlerde haber okumuştum bazı filmler uyuşturucuya teşvik ediyor diye. bu öyle bir film. düşünsenize her ot çekişinizde karşınızda cantona oturuyor. tabii sonra adam olur olmadık görmeye başlıyor o ayrı...