Cumartesi, Ocak 16, 2010

deplasmanda üç puan



"sana bir şiir okuyacağım, ağzın yamulacak!" dediğinde çok korkmuştum. bir vaka ile karşı karşıya kalmıştım. aslında vakaya çalıp atıp boş kaleye göndermektense, sağımdaki sevgilime göz kırparak pas attım ve atarken çığlık çığlığa bağrıyordum : "al da at!". şarjörü boş bir silah kadar sıkılıyordum. deneme amaçlı. sevgilim bu pasımı değerlendiremedi. o günden sonra görüşmedik. hayatımın averajını düşürüyordu sadece. deplasmanda plasebo içmek böyle birşeymiş sonradan anladım affet ey şair!
ağzım yamulmaya müsaitti. hemen bir belediye otobüsü çevirdim, en müsait yerde bıraksın diye beni. hep hayalini kurardım ,sevgilim o otobüste akbili bitmiş, ıslak saçlı ve çaresiz bayan! arkadan gelip, "bayana bir şiir okuyacam bakın n'oluyor!". işte ellerinden kuş çıkacak andı. yaşlı teyzeler bile yer vermeyi planladılar. bir şiir ancak bu kadar planlı yazılabilirdi, şeyhim şair.
otobüs içindeki reklamlarda en lezzetli makarna olma savaşları vardı. "radyoyu aç yoksa ilk durakta inerim" diye bağırdım.

80'lerde kahramanları metin ali feyyaz olan herkesi seviyordum. ve bunun yanında sigaraları kaçak alıp çayırlarda çimlerde debelenmeyi. dua ediyordum, her bir maç gününde. tam inönü stadının önünde inmiştim. formasının arkasında zeki yazan bir adamı gördüm sakallı. bir gazetenin pazar ekinde "feyyaz ya da che" diye bir yazı yazmış, sokaktaki kedi mırıldandı.

bir sevgiliyi terk etmek zaman ister. önce eller, sonra beden, son olarak fotoğraflar unutulur. sahi neydi o pamuk saçlı adın kızı? sahilde sigara içen bir japon gibi, bu şehre yabancıyım. bir marş okusam beynim patlar! hayatımda tüm ofsaytlara bir kadın yüzünden düştüm. acıdı. kaçan fırsattır, gol değil. çok sonraları anladım. mesela perşembeleri 3 korner bir penaltı oynayan çocuk neşesinde olurdum. kadınlar ise kasten ilk dakikalarda önliberolara sarı kart gösteren hakemler kadar acımasız ve taraflı. en zor anımda ağzımı yamultan bir şiir okundu kulaklarıma...

sanırım güzelliğini bilen kadın kadar tehlikededir, yeteğini bilen futbolcu... ve hiçbir frikik golü faul yapılmadan oluşamaz. önce acı, sonra tişörtümü çıkartarak reklam panolarına koşup atlamak... bizden bu kadar. önümüzdeki maçlara bakacağız artık!