Çarşamba, Nisan 23, 2008

sert

canımı fazla sıkma. falçatamla gecelerini bölerim, aynı zamanda katil tadında mor kıvamında kalabilirim. başkalaşım geçirtebilirim, bilirsin toplum mühendislerini sevmeyebilirim. ben kimim? bir camii avlusunda bırakılan ekmek kırıntısı mı? ya da cihangir sokaklarında fink atan bir kaktüs mü? fakirliğim ne bir romandan gelme ne de edebiyattan! senin kanını bir patron gibi kana kana içebilirim. gidebilirim fazla canımı sıkma. boş ve loş odalarda fazladan gaz çıkartıp yeşil renge sıvayabilirim. kusabilirim. saçlarıma limon sıkıp, lahmacuna jöleler sürüp yiyebilirim. bana güvenme her an ölebilirim! saçma sapan insanlardan bahsetme, çoğunu sevemeyebilirim. bazen kaz kafalı olduğunu düşünebilirim. konuşma yapmak için henüz erken. geceleri kırmızı olsun diye dua edebilirim. sana, sen bırakabilirim. bavuluna sadece fotoğraf ve iç çamaşırından ibaret olabilir, seni o an bile ayıplamayabilirim. çıplak ayakların, bedeninden daha çekici gelebilir, bir roman kahramanı gibi ayaklarınla savaşabilirim. kazan kazan yemek pişir, bir kavim kadar sana aç kalabilirim. hatıralarını doğra, gözlerin olmasın yeter, gözlerine bakamayabilirim. sana depremler bırakabilirim. kırık fay hatlarında, evcilik oynayabilirim. şuh bir sesin vardı, bana bir dua oku diyebilirim. her an, herşey olabilir...sana güvenimi de bırakabilirim. uykularla, rüyalarla saçlarını boyayabilirim. seni sevmeyedebilirim.

çünkü bugün bayram. gözlerim şeker şeker. ağzımda ıslanmayan çığlıklarla üstünden geçiyorum çocukluğum. kahrolası uçurtmalar, insafsız idamlar, şekerler,yeni kokan pabuçlar, delik mantolar, kırmızı donlu filler, ayaklı aylaklar, aysız yaz geceleri ve nefessiz sigaralar. sayenizde saçımdaki ak taneleri. inan bugün çocukluğum devrildi. tahttan inan şah gibi, mat olan bir şehzade gibi...

kimi gecelerde şehzadedir zaten. olgunlaşamadan kayıp gider. fırfır gibi döner etrafında soytarılar.hala güzel bir kelime soytarı. kalan cümleler hep bir nota ile bitmekte. en fazla da la ile.
iki tren, ikiz şehzade. ve ayrılıyordu gemileri, bu sıkıntılı nisan gecesinde. akmayacak olan kandı, gözyaşı değil. ve şehzade durduk yere keserek bileklerini dedi ki:"bugün böyle,bugün böyle!"
apışıp kaldık geceye, kapandık ayaklarına, tüm soytarılar. ama gitti gözlerimdeki bilyeler. rengarenk,hepsi teker teker gittiler.