Çarşamba, Nisan 09, 2008

deplasmanlardaki dedikodular!

bırak şu niyetsiz çığlığı,
bak çıplak ayaklarımıza vuran yağmur,
ellerinı uzat, mor ve tozlu şehire.
üvey kiliselere vurulan kilit gibi!
yaklaş ter kokuma,
uzan yeşil şiirli bir çayırlığa
gel şimdi uzan.
aç ellerini yalvar,
göğe bak kuşları ayıkla arasından,
küllerimizi savur,
ne tipi belli olmayan koğuşlara.
vur meydanlardaki çiğ düşen çiçekleri,
artık tütmeyen bir serseri...
alnından vurulan suratsız bir ceset sanki,
bir lavra, ne bileyim belki bir çiftleşme hayali,
yatağımın kırıntılarına bulaşan saç telleri...
ince, uzun ve herşeyden daha lacivert
kahverengi bir kıraathanedir
başka hiçbirşey olamaz.
sadece anlatılan bir düş,
hani arkana dönünce önünden geçen gazoz kapağı gibi
ya da ağzından savrulan kül taneleri
işte ben seni sadece bayramlarda sevdim
sadece ellerini öpebilmek için sevgilim!