Pazar, Nisan 13, 2008

1kg hatıra!

kekik ve tarçın kokuları arasında bir akşamdı. üstünden epey yıllar geçti. kalplerimize sigara kokusu sinmişti o akşam. gözlerimiz bir çarşafı ıslatacak kadar nemliydi. akşam olmaktaydı, ve tüm ayvalar olgunlaşıyordu. kırmızı acı biberler, yatağımızın etrafını sınırlıyordu. su olgunlaşıyordu. sıradan, kasvetli ve bir o kadar melankolik bir akşamdı. sana cebimdeki martı çığlıkların gösteriyordum, sende hayretler içinde günlğüne notlar alıyordun. işte böyle bir kızılcık şerbeti aşksızlaşıyordu. rüzgar bir tokat gibi üzerinde vals yapıyordu. kızgın güneşi bekler gibiydik, ellerimizde biletlerle ve savaş zamanındaki o hüzünlü kuyruklar gibi. sen kuyrğun bir yıldızda olduğuna dair, iddia makamına sert savunmalar ve manifestolar içindeydin. yeşil elma kadar yasaktı aslında mahrem rüyalar bu şehirde. sevemedim ne kendimi, ne toprağı ne de ölen bir kuzguncuğun çığlıklarını. geceleri bahar yağardı pencerimize hatırlar mısın? çiğ yağdı derdin geçiştirirdin o sımsıcak mayıs kısraklığının akşamlarını. kururdu ağzım, tükür derdim tükür de kalbim salyalansın! öyle bir akşamdı yine. beklerdin. ölürdün. tuzlarını akıtırdın küvete. akşam gibi akşamdı o gece. ve bir portakalı soyardım sana -bir şaire inat- soyardım hayatın vitaminini senin kabuklu yaralarından. bir akşamdı ikincisi olmayan. olmaya yakın bir limon tanesi gibi.
işte bir manavın aşkıdır bu. meyvalara değildir işte bu aşk, sadece mevsimlere.