Cumartesi, Mart 29, 2008

takvime tutunamayan ikindiler!

hızlanan bir tren sanki
içimdeki mum kokusu,
neşter vurulmuş kanlı gece cinayetleri,
sahipsiz faili meçhul bir cinayet,
galiba seni düşünmek.
gece eflatun,
menekşe hala bir çiçek,
böyle başlmalı bir yağmur,
ansızın kopmalı fırtına.
seni düşünmekle başlamalı bu geceye,
ağzımda uçurumlar,
ve mavi bir ovada ki o anlamsız uçuklar gibi
birden bire gelmelisin aklıma.
yıldırım düşer denize,
deniz kabarır, sinirlenir,
bir hattatı boğar o an,
işte o zaman çıplak kalır şehzade.
işte bunlar hep sen aklıma gelince olur
aklımın ücra köşelerindeki o eski el fenerleri,
alev alev,
soğuk buralar,
haremdeki bir kadının diğerini sevdiği kadar.
ben hep düşlerken seni
içimdeki tarih ayağa kalkar
hürrem olur dudağındaki kan pıhtısı,
aniden hastalanır bir kral,
soytarı, tahtın içinde uyumaya başlamıştır.
çekmecelerimde bu ikindiler,
ne hicaz makamı bu sinir krizi,
ne bir çiçeğin gövdesi.