Cumartesi, Mart 29, 2008

saturday night live show.

haftasonu senfonisi. uyuşuk, ağır bir beden. çay veya kahve içip televizyon başına oturup, bir telefon beklemenin sancılı saatleri. işte herşey yine böyle başlayacak. bugün çay içtim, pencerimden aşağı bakarken sigara içtim. gazete alırım birazdan birkaç cinayet haberi okuyup, basacam küfrü. küfür ağzımdan eksik olmayan birşey. herkes kötü buluyor ama hiç kimse ahlakımı sorgulayacak bir düzeyde değil. bugünlerde şımarığım, tükürebilecek bir cesaretim var hayata! dikkatli olun! küfür diyordum. küfür bazen kelimelerin bittiği, bazen çok fazla bir anlam vermek istediğiniz bir olayda, yani kelimenin tam anlamıyla karşınızdakine aynı hissi vermesi açısından kullanılır. bilemiyorum ama kimse bunun farkında değil. örnek verecek olursak iki çocuğun şu diyaloğuna kulak verelim:

-olum dün annem sigara içerken yakaldı!!
-hadi ya! ne yaptı?
-bu akşam babama söylecekmiş!
-hassiktir!!!!

gördüğünüz üzere son cümleyi çıkarın ve aklınıza gelen küfürsüz bir cümle kurduğunuzda bu anlamı vermeyecektir. inanın bana. aslında burada incelenmesi gereken başka konu ise anneye yakalnan çocuğun, babadan daha korkması. anne, galiba olayları biraz fazla şişirerek anlatıyor olmalı. anneye yakalanmış gayet rahat. anne babaya "oğlun artık eroinman" derecesinde bir coşkuyla anlatacağından, çocuk huzursuz. yoksa insan annesinden daha çok korkar. bu çok fazla paradoksal. ne zaman kötü birşey olsa anne diye ağlayan bir çocukluğu hepimiz atlattık. anne döver,baba döver, mahallenin piç kuruları döver, yüzüne top gelir, altına işersin, öğretmen döver, büyük sınıf ibneleri döver ve hepsinde anne diye özenle, sümük hüpür hüpür çekilerek, ağızdan salyangozdan daha fazla salya salınarak bir güzel ağlanır.

asıl soru aslında insan neden ağlar? işte burada bir yaradılış söz konusu. öğretilmeyen bir öğreti. doğar doğmaz,öğrenilen ilk kutsal nefes. ciğerlerin oksijenden yanaraken, başlıyorsun ilk eyleme. sen ağlarken, herkesin gülmesi yine burda oluşuyor. aslında arabesk müziğinin felsefesi bu doğum anında başlayan bir müzik.

haftasonu hayat böyle başlar ve birden bir telefon çalar. ağızda bir kahve ya da çay kokusu...telefonda şarkı dinleten o salak eski sevgililer, ve şarkılardan bıkmış bir adamın parodisini yazmak, aklıma gelen tek şey. aranızdan geçiyorum, ne sen farkındasın ne de ben! kısalan ömür değil, sadece kelimeler, sade kelimeler, kelimeler!