Cumartesi, Mart 15, 2008

danish party...

bazen inancım kalmıyor yarına. soğuk, buğulu bir yerde yaşıyorum sanki. dün zaten istanbul-roskilde arası yapılan bir tren yolculuğuna çıktım. fikir sıratları geçerek ve loş ışıklarda cenneti olmasa bile arafı aradım aklımın bir yerlerinde. sıkılmışım buralardan belli oldu iyice. kurcalıyorum tüm fikirleri aklıma gelen fakat çekmeceler hep boş. yolculuk ve bir bilet ancak bu kadar anlamlı olabilirdi. korkarken korkutulmak bedeni, ve herşey ancak bu kadar medeni olabilirdi(!). hep aynı kıyafetlerle ömrümü geçiremem. gitmeliyim ama nereye. araf'a diyor yanımdakiler. etrafımda herkes kaybettiğinin farkında biz cennet'in kovulmuş çocuklarıyız. biz aptal kutusuna aşık çocuklarız. biz bizizde, bizi istemyenler kimler. biz cehennem zebanileriyiz zaman zaman, yorgunuz. bir kısrağız ormanın içinde kaybolan. bir tren yolculuğu ancak bu kadar uzun olabilirdi ve danimarka denilen yer çok uzakta bir yerdeydi. güldük, eğlendik, konuştuk yolculuk boyunca, ve turuncuydu gece tıpkı içimdeki karabasan gibi. çocuğuz ve etkileniyoruz her güzel şeyden, tıpkı bir çocuğun hem baba olup hem evlatlık olduğu gibi. zor yaşamak, çok zor bir oyun, ve okuyorum şimdi oğuz atay'ı "tutunamayanlar"'ı aynı olricler türüyor içimizde. ağzımından ne sigara düşüyor ne kahkaha ne de küfür. böyle boş boş dolanıyorum beyoğlu'nda ve bir bilet arıyorum yine istanbul-roskilde arası ve dönüşüne gerek yok yine tıpkı bu yazının başına dönemeyeceğim gibi. adıyorum bu yazıyı adı s,p,c,k,ö,k,n harfleriye başlıyanlara. bu uzun bir tren ve insan hayatı trene çok benzer, soğuk rayların üzerinde, devrilmeden giderek eskiyen eskileştikçe dökülen kara ve hep dumanlı...
biz sadece çocuğuz, umutları ceplerine sığmayan ellerinde taşıyan, ve giderek ellerindeki yerlere saçılıp sonra sadece bir eve sığınan çocuklarız. dört duvar, rutin işe gidip gelip, ve ömrünü bir çukura gömülmesini bekleyenler olacağız. biten yazı değil aslında , biten sadece hayaller. hayaller bazen trenlerde oldu, hayal bazen kutuplara yakın yerlerde oldu, hayal bazen uzun avrupa yolculuklarında oldu. bunlar sadece yaşandı ve bitti. tıpkı bu yazı gibi. bir lodos, bir kürek, bir kayık yetebilir ama ben hiçbirşeyi bir isteyecek kadar egoist olmadım. olmalı, bir tren yolculuğu...