Cuma, Kasım 17, 2006

sana ne demeli ey sahte gemi!!


yanından geçen arabaları sayan genç kızın bir rüya parçası,paramparça ve kılıksız kıyafetleri giyen o şık şeytandı...geceler geç olurdu buralarda bazen olmadığını bile anlatırdı dedem korka korka...uzak yakınlığa göre değişen bir kavramdı ve içimdeki uzaklık huzursuz bir turuncu devrim rengini alır gibiydi...siz olmadan biz kavramı olmazdı ama biz olmadan sizde olmazsınız diyen sigara küllüğe sert konuşmalar yapmakta idi...bense çıplak bir bedeni şezlong gibi kullanıp bir yaz güneşlenmek istemekle meşguldum...kimi arasam fay hatları meşgul çalmakta idi,ve ben en çok soyulan meyveyi yerken utanırdım.utanmayalı o kadar zaman olmuş ki kendimden utandım...veben en çok uzaklarda bir kadını suya benzetmeyi isterdim öyle bir yer olmalıydı ki suyun bol olduğu bir yerde onu su sanıp kana kan içmeliydim.tamda büyük bir şansla tanıştım şansızlıkla..bir kadına kırmızı yakışır erkeğe turkuaz ne deniz demeli ne de okyanus bu aşka...gemi gibidir erkek her kamarada bir güzel bulunur ama en güzeli kaptandır o büyük deryanın..gemi gibidir erkek her okyanusla gövdesini çarpıştırır, her limanda soluk alır yaralarına, yolcular iner biner ama gemi hep aynı gemidir rıhtımlarına hayal düşer düşenin dostu olmaz diyene nah çeker gemi ağır ağır...

"mustafa kutlu sümer" iyi yolculuklar gemilerde!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder