Pazartesi, Nisan 24, 2006

bir eski istanbul

eski bir galata akşamı yar,
aklım köşe bucak kaçmakta senden,
korkar oldum artık gölgemden,
huzuru arıyorum eminönü gecelerinde,
geçmiş yar benden istanbul ya da ben ondan,
kalakalmışız sultanahmet minarelerinin arasında,
uzaktan seyre daldım bugün istanbul'da,
meğer ne çok sigara içermişim,
ne kadar çok martı var bugün istanbul'da,
biri tutmasa kolumu,
işte o martının yanına uçuvereceğim.
niye ağlarsın yarim,istanbul'um,
bir vapura binip gideceğim
üsküdar'dan o nazlı beşiktaş'a
iki kadeh tokuştururuz,
üç beş arkadaşla...
neye ağlasam istanbul neye,
sana mı yoksa bir dirhemlik kefene mi?
açlığıma mı ağlasam susuzluğuma mı?
kime gitsem kime?
aman otur fatih'te kaldırımlara
ermiş mi derler gavur mu acaba?
yok yok olmaz bu kadar
en iyisi bir ekmek kırıntısına avunmalı,
yarına Allah kerim derken
bir huzur olmalı
istanbul'u selamlayan o kadıköy vapuruna dalan gözlerime.
zifiri karanlıkta kaybettim sevdiklerimi,
kendimi...
bit düşer rüyalarıma,rüyalarım ezilir...
bir eski istanbul
bir eski istanbul
bir eski istanbul hatırlanacak satırlarımda,
her bir yağmur damlasında,
sen seni anlat istanbul
bir eski istanbul...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder