Cumartesi, Eylül 10, 2005

b i r i a m b u l a n s ç a ğ ı r s ı n
Gecenin hız sınırına yakınken durdurdum bedenimikaportada eski bir damadın çamura bulanmış papyonuarka koltukta gözyaşlarına boğulmuş bir gelinlik vardı;mart ayının soğuk bir salonuydu;vites pedalının dikiz aynasınayansıyan o gelişigüzel, akıl almaz komplo teorileri kapsamındagöğe yakın olmaktan, yere bakmaktan biraz yorgun düşmüş birzürafa gibi, boşluğun zarif şiddetli menfaatine sokuldum. Kipti.Emir kipiydi yağan yağmur altında sana geç kalmışsenden yana saçmalamış bir âşık tanımıyla şehirlerarası yollardaşu iki saatin bilançosunu çıkartmak, bilançoyu kanlı bir keserkimliğiyle, kelebek camının aralığından aşağı bırakmak. Zordu.Aşağı bırakmak zordu. Çünkü,mart ayının soğuk bir salonuydu! Bilirdin, ben daima büyük iddialara girerdim, örneğin tanımadığımbir adama jean tardieu'den bir replik ezberletmek, çıplak bir kadınıaz daha soymak, az daha soymak, bir şeftaliyi soya soya çekirdeğineinmek gibi, kadının çekirdeğine, kadının azınlık tarafının esir kamplarında aşağılanan ilkelerineinmek gibi, indiğin noktadan yeniden göğe yakın bir zürafa gibiyere bakmaktan yorgun bir bahisçi, bir bahis cismi, çekilen kart,atılan zar, kırılan lades kemiği gibi, o her şeyi berbat eden gibilergibi, Zordu. Sana ulaşmak zordu. Çünkü,mart ayının soğuk bir salonuydu! Gerçek,bahaneler arkasına saklanmaya hazırken, gerçek, tam da buydu!Bir sadakate muavin, bir anlayışa esir, bir intikam zaferine sahipolmanın, olabilir görünmenin, karşı şeritten gelen tır şoförüne göreanlamı yoktu; o büyük buluşmayı kutsayan, kutlayan ve için içinkıskanan klakson sesleri; vaovvvvvv, vaovvvvvvvvv, diye geçenkamyonların arasında sıkışmış 78 model tek kapılı siyah bir BMW ileacelenin içine sıkışmış çok eski bir katil ile çıplak bir kadınıaz daha soymak, az daha soymak, bana dokunan, bana temas eden buydu!Ulaşamamanın, doğruyu söyleyememenin, itiraf edememenin sıkıntısınıaşağı bırakmak. Zordu. Çünkü,mart ayının soğuk bir salonuydu! Asfaltta patlayan lastik,bir çocuğun elinden kaçırdığı, ağlayarak seyrettiği bir bayram balonuydu!Bilirdin, ben daima büyük iddialara girerdim, örneğin seni sevmek,seni dünyanın yedi harikasından herhangi birinde yüzünden jiletle işaretlemek,indiğin noktadan yeniden göğe yakın bir zürafa gibi arabanın attığı her taklada sana yaklaşıyor olmanın sevinciarabanın attığı her taklada sana yakışıyor olmanın ürpertisi. Zordu.Çünkü, mart ayının soğuk bir salonuydu. Çünkü hayat,ölümün insana oynadığı en trajik, en mükemmel, en acımasız oyunuydu.Senin için ölüyordum. Durum buydu!nisan 2004, istanbul